Türkiye’de İş Cinayetleri: Rakamlar ve Önlem Çağrısı

Türkiye’den gelen haberler, iş cinayetlerinin münferit kazalar olmadığını bir kez daha gösteriyor. Her yıl binlerce işçi, üretim baskısı, denetimsizlik, taşeron düzeni ve patronların kâr hırsı nedeniyle yaşamını yitiriyor. Bu ölümler çoğu zaman “kader” ya da “fıtrat” sözleriyle açıklanırken, sorumluların hesap vermesi engelleniyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporları, resmi istatistiklerin ötesinde geniş bir tablo ortaya koyuyor. İnşaat, tarım, taşımacılık, metal, maden ve enerji sektörlerinde yoğunlaşan ölümler, çalışma koşullarındaki eşitsizliğin sınıfsal niteliğini açıkça ortaya koyuyor.

Resmi kurumlar çoğunlukla yalnızca kayıtlı işçileri ve belirli bildirimleri esas alıyor. Oysa kayıt dışı çalışanlar, göçmen işçiler, mevsimlik tarım emekçileri ve küçük işletmelerde çalışanlar istatistiklerin dışında kalabiliyor. Bu nedenle gerçek kayıp, açıklanan sayıların da üzerinde olabilir.

İş cinayetlerini durdurmak için yalnızca kaza sonrasında soruşturma yürütmek yeterli değildir. Güvenli çalışma hakkı, sendikal örgütlenme, bağımsız denetim ve işçilerin karar süreçlerine katılması temel öncelikler olarak ele alınmalıdır.

Yıl İSİG Meclisi’nin bildirdiği işçi ölümü Öne çıkan alanlar
2021 En az 2.170 İnşaat, tarım, taşımacılık
2022 En az 1.843 İnşaat, tarım, sanayi
2023 En az 1.932 İnşaat, taşımacılık, metal
2024 En az 1.897 İnşaat, tarım, maden, enerji

Rakamların Gösterdiği Gerçek

İSİG Meclisi verilerine göre 2024 yılında en az 1.897 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu sayı, her gün ortalama beş işçinin işine giderken yaşamını yitirmesi anlamına geliyor. Yıllar arasındaki dalgalanma, temel eğilimi değiştirmiyor: Türkiye’de iş güvenliği politikaları ölümleri önleyecek düzeyde uygulanmıyor.

Ölümlerin önemli bölümü trafik ve servis kazaları, yüksekten düşme, ezilme, göçük, elektrik çarpması ve patlamalar nedeniyle gerçekleşiyor. Her biri önceden öngörülebilen, teknik ve örgütsel önlemlerle engellenebilecek olaylar olarak kayda geçiyor. Buna karşın işçilerin yaşamı, üretim takviminin ve maliyet hesabının gerisine itiliyor.

Sorumluluğun Görünmez Kılınması

İş cinayetleri sonrasında sıkça “talihsiz olay” ifadesi kullanılıyor. Bu dil, işverenin ihmallerini, denetim görevini yerine getirmeyen kamu kurumlarını ve güvenlik prosedürlerini kâğıt üzerinde bırakan yönetimleri görünmez hale getiriyor. Oysa koruyucu ekipman sağlanmaması, eğitim verilmemesi ve tehlikeli çalışma temposu açık sorumluluk alanlarıdır.

Taşeronlaşma da hesap sorma sürecini parçalayarak sorumluların korunmasına hizmet ediyor. Ana firma işi alt yükleniciye devrediyor, alt yüklenici düşük ücret ve kısa süre baskısıyla çalışıyor; işçi ise hangi kurumun gerçek işvereni olduğunu bile bilmeden riskli koşullara bırakılıyor. Özellikle büyük altyapı ve inşaat projelerinde bu zincir, iş güvenliği açığını büyütüyor.

Denetim Değil, Kâğıt Üzerindeki Düzen

İş sağlığı ve güvenliği mevzuatının varlığı, sahada etkili denetim yapılmadığında tek başına anlam taşımıyor. Denetimlerin önceden haber verilmesi, uzmanların işverene bağımlı çalışması ve yaptırımların caydırıcı olmaması, mevcut sistemin başlıca sorunları arasında yer alıyor.

İşçilerin günlük üretim baskısı altında tehlikeli koşulları reddetme hakkı da fiilen sınırlandırılıyor. Sendikasızlaştırma, işten çıkarma tehdidi ve güvencesiz istihdam, çalışanları itiraz etmekten uzaklaştırıyor. Güvenlik uzmanlarının ve işyeri hekimlerinin bağımsızlığı sağlanmadan gerçek bir koruma mekanizması kurulamaz.

İşçilerin Mücadelesi ve Dayanışma

İş cinayetlerine karşı mücadele, yalnızca teknik uzmanların ya da hukukçuların görevi değildir. Fabrikada, şantiyede, maden ocağında ve tarlada çalışanların örgütlü gücü olmadan güvenlik önlemleri kalıcı hale gelemez. İşçi komiteleri, sendikalar ve meslek örgütleri riskleri birlikte tespit etmeli, üretimi durdurma hakkını savunmalıdır.

Bu mücadelenin uluslararası dayanışmayla birleşmesi de önemlidir. Buenos Aires eyaletinde tekstil işçisinin kaybolmasına ilişkin açılan soruşturmayı aktaran işçi adaleti haberi, emekçilerin yaşam hakkı ile devlet şiddeti arasındaki bağı tartışmaya açıyor. Türkiye’deki iş cinayetleri de aynı şekilde, sermaye düzeninin işçiyi değersizleştiren uygulamalarıyla birlikte ele alınmalıdır.

Öncelikli Talepler

İş cinayetlerini azaltmak için açıklama ve taziye mesajlarının ötesine geçen, uygulanabilir talepler gereklidir. İşyerlerindeki karar süreçlerinde işçilerin söz ve yetki sahibi olması, güvenliği üretimin ayrılmaz parçası haline getirebilir.

İSİG verilerinin düzenli biçimde yayımlanması, görünmeyen kayıpların toplumsal hafızaya taşınmasına katkı sağlıyor. Ancak veri toplamak kadar, bu verilerin sendikal mücadele, hukuki takip ve kamusal baskıyla birleştirilmesi de gerekiyor. Emek ve Özgürlük Cephesi’nin Avrupa çalışmaları gibi dayanışma kanalları, Türkiye’deki emek direnişlerinin Avrupa’daki işçilerle buluşması açısından önem taşıyor.

Tarihten Bugüne Direniş

İş güvenliği mücadelesi, bugünün mevzuat tartışmalarından ibaret değildir. Sekiz saatlik iş günü, sendikal haklar ve işçilerin siyasal örgütlenmesi, uzun mücadeleler sonucunda kazanıldı. 1968’in kitlesel hareketleri üzerine tarihsel değerlendirme, gençlik ve işçi hareketlerinin düzenin sınırlarını zorladığı dönemlerden bugüne önemli dersler sunuyor.

Bugün de iş cinayetlerine karşı mücadele, üretim alanındaki günlük itirazları daha geniş bir toplumsal harekete bağlamalıdır. İşçilerin söz hakkı, barınma, sağlık, ulaşım ve eğitim taleplerinden ayrı düşünülemez. Enerji yoksulluğu ve güvencesiz altyapı da emekçilerin yaşamını doğrudan etkiler; bu nedenle yerel enerji çözümleri üzerine yürütülen çalışmalar, güvenli ve eşitlikçi yaşam hakkı tartışmasının parçası olarak değerlendirilebilir.

İş cinayetlerinin gerçek sorumlularını açığa çıkarmak, ölen işçilerin aileleriyle dayanışmak ve işyerlerinde örgütlü denetim kurmak acil görevdir. Her fabrika, şantiye, maden ve tarla; işçilerin yaşamını kârın önüne koyan ortak bir mücadele hattının parçası olmalıdır. Haberleri paylaşın, sendikal örgütlenmeyi büyütün ve iş cinayetlerine karşı yürütülen dayanışma çalışmalarına katılın.