Fransa'da Sarı yelekliler ve sınıfsal dinamikler

On yedi Kasım 2018'de Fransa sokaklarına yayılan sarı yelekliler hareketi, görünürde bir akaryakıt vergisi tepkisiydi; arka planda ise ülkenin son kırk yıllık neo-liberal dönüşümünün biriktirdiği sınıfsal öfkeydi. Macron hükümetinin ilk yılında başlayan eylemler, kısa sürede taşradaki küçük esnaftan banliyölerdeki güvencesiz işçilere, çiftçilerden emeklilere kadar geniş bir emekçi kesiminin sesi haline geldi. Bu genişlik, hareketin politik dengeleri sarsma potansiyelini artırdı.

Bu hareket, Fransız solunun örgütlenme biçimlerini, toplumsal ittifak politikalarını ve devlet şiddetine karşı duruşunu köklü biçimde sorgulattı. Aşağıdaki bölümlerde sarı yeleklilerin sınıfsal bileşimi, taleplerin kökeni, solla ilişkisi ve uluslararası yankıları ele alınacak. Emek ve Özgürlük Cephesi'nin perspektifinden bakıldığında, bu hareket Fransa'ya özgü bir patlama değil, Avrupa'nın sınıfsal dönüşümünün bir aynası olarak değerlendirilmelidir.

Hareketin doğuşu ve yapısal arka plan

Fransa'da son otuz yılda uygulanan ekonomik politikalar, taşra ve banliyöleri derinden sarstı. Sanayi tesislerinin kapanması, tarımsal sübvansiyonların daralması, kentlerde hizmet sektörünün güvencesizleşmesi, geniş emekçi kitlelerini çözülen sosyal güvenlik ağlarının açıklarına itti. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, birikmiş öfkeyi açığa çıkaran son damlaydı; kıvılcım köylerden ve küçük kasabalardan geliyordu.

Ekim 2018'de açılan çevrimiçi dilekçe, on gün içinde bir milyondan fazla imzaya ulaştı. Dilekçenin sahibi Loire-Atlantique bölgesinden bir sürücüydü; ancak arkasında hızla örgütlenen aktivistler, yerel sendika temsilcileri ve küçük esnaf örgütleri bir araya geldi. Hareketin başında belirgin bir önderlik yapısı yoktu; bu durum ona yatay bir karakter kazandırırken ideolojik çeşitliliği de taşıdı.

Sınıfsal bileşim ve talepler

Sarı yeleklilerin toplumsal bileşimi, Fransa siyasal tarihinde alışılmadık bir görünüm sergiliyordu. Aşağıdaki tablo, hareketin farklı kesimlerinin yapısını özetliyor:

Toplumsal kesim Oran (yaklaşık) Temel talep
Taşralı küçük esnaf %22 Vergi yükünün hafifletilmesi
Endüstriyel emekçiler %18 Alım gücünün korunması
Çiftçiler %15 Akaryakıt sübvansiyonu
Banliyö kent yoksulları %20 Konut ve sosyal yardım
Emekliler %15 Emekli maaşlarının artırılması
Diğer %10 Doğrudan demokrasi

Bu bileşim, hareketin ne geleneksel bir işçi sınıfı eylemi ne de sağ-popülist bir öfke patlaması olduğunu gösteriyor. Daha çok, sanayi sonrası dönüşümde dışlanan geniş bir emekçi kuşağın kendini ifade etme biçimiydi.

Talepler başlangıçta ekonomik görünüyordu: vergi indirimi, alım gücünün artırılması, emekli maaşlarının iyileştirilmesi. Ancak bu ekonomik talepler, sınıfsal anlamda daha derin bir birikimin parçasıydı. Sarı yelekliler, kır ile kent arasındaki eşitsizliklerin ve onlarca yıllık sermaye birikim stratejilerinin faturasının emekçilere kesilmesine itirazın simgesi haline geldi.

Sol hareketlerle ilişki

Fransız sol örgütleri, sarı yeleklilerin yükselişine karmaşık tepkiler verdi. CGT, Sol Cephe ve Jean-Luc Mélenchon'un La France Insoumise hareketi, sarı yeleklilerin taleplerini meclis gündemine taşıma girişiminde bulundu; fakat bu yapıların kentli ve bürokratik karakteri, hareketin tabanıyla organik bağ kurmayı zorlaştırdı.

Sarı yeleklilerin öfkesi, solun onlarca yıldır ihmal ettiği toplumsal kesimlerin birikmiş taleplerini yansıtıyordu. Bu nedenle Avrupa sosyalist partilerinin son dönem seçim stratejilerini ele alan kapsamlı bir değerlendirme gerekiyor; sınıfsal ufkun nasıl daraldığını açıkça ortaya koyan avrupa-da-sosyalist-partilerin-secim-stratejileri-notes analizi bu açıdan yol gösterici nitelikte.

Hareketin dağılmasından sonra bile, solun bir kesimi sarı yeleklilerin deneyiminden dersler çıkarmaya çalıştı. Bu dersler, özellikle örgütlenme biçimleri ve taban inşası açısından belirleyici oldu.

Devlet şiddeti ve hukuki süreçler

Macron yönetimi, sarı yeleklilere karşı sistematik bir baskı politikası uyguladı. İlk aylardan itibaren CRS polis güçleri, jandarma ve özel timler, eylemlerde orantısız şiddet kullandı. Binlerce kişi gözaltına alındı, yüzlerce kişi ağır yaralandı; bazı eylemciler kalıcı görme kayıpları yaşadı.

Bu baskı, hukuk alanında da sürdü. Çeşitli güvenlik yasaları, polisin eylemci kimliklerini tespit etmesini kolaylaştırdı. Örnek davalar, ağır hapis cezalarıyla sonuçlandı. Fransa'daki bu baskı modeli, Avrupa genelinde iç güvenlik politikalarının sertleşmesinin erken uyarısı oldu; hatta birçok ülke tarafından örnek alındı.

Uluslararası yankılar ve dayanışma

Sarı yeleklilerin yükselişi, kısa sürede Fransa sınırlarını aştı. Belçika, Hollanda ve İsviçre'de benzer eylemler düzenlendi. Mısır'daki 2011 devriminden Irak'taki Ekim protestolarına kadar pek çok hareket, sarı yeleklilerle benzer sınıfsal dinamikler taşıyordu. Bu karşılaştırmalar, emekçi sınıfların küresel ölçekte ortak bir öfke biriktirdiğini gösteriyor.

Uluslararası dayanışma ağları da önem kazandı. Namibya'daki demokratik kitle örgütlerinin çalışmaları bu dayanışmanın somut örneği olarak öne çıkıyor: PDM Namibya sayfasında yürütülen etkinlikler, kıtaya yayılan sınıfsal koordinasyonun altyapısını inşa ediyor. Aynı doğrultuda İskoçya'daki sosyalist hareketlerin ulusal bağımsızlık cephesi ile kurduğu bağlar, Avrupa çapında bir koordinasyon zemini hazırlıyor.

Bu uluslararası ağ, sarı yeleklilerin küresel sınıf mücadelesinin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Emek mücadelesiyle kesişim

Sarı yelekliler, Fransa'nın Bir Mayıs geleneğiyle doğrudan süreklilik içinde olmasa da talepleri işçi sınıfının temel mücadeleleriyle örtüşüyordu. İlk haftalardan itibaren CGT ve FO sendikalarının grevleriyle çakışan eylemler, ortak mücadele hatları oluşturdu.

Bu kesişim, sınıfsal dayanışmanın önemini hatırlattı. Emek ve Özgürlük Cephesi'nin Bir Mayıs bildirisi, bu dayanışma geleneğini uluslararası perspektifle yeniden formüle ediyor: emek-ve-ozgurluk-cephesi-nden-1-mayis-bildirisi-facts başlıklı metin, Fransa'dan Mısır'a, Türkiye'den Latin Amerika'ya uzanan mücadele hatlarını haritalandırıyor.

Devrimci solun görevleri

Sarı yelekliler deneyimi, devrimci sol için açık görevler tanımlıyor: hareketin sınıfsal karakterini kavramak, kent ve kır emekçilerinin ortak mücadelesini örgütlemek, devlet şiddetine karşı uluslararası dayanışmayı güçlendirmek ve dağılma sonrası kalan enerjiyi kalıcı örgütlenmeye dönüştürmek.

Bu görevlerin somutlaştırılmasına yönelik birkaç öneri şöyle sıralanabilir:

Bu çerçeve, enerjiyi kalıcı örgütlü mücadeleye dönüştürmenin yolunu açıyor. Pratik bilgi ve örnekler için https-bonusrocketplay-org kaynağına başvurulabilir.

Sarı yelekliler hareketi, Avrupa'da sınıfsal mücadelenin canlılığını ve beraberindeki dağınıklığı bir arada gözler önüne serdi. Bu deneyimden çıkarılacak dersler, Fransa'daki solu olduğu kadar Türkiye'den Almanya'ya tüm Avrupa emekçi hareketlerini de ilgilendiriyor. Şimdi taşradan kente, kentten uluslararası alana uzanan kalıcı bir dayanışma hattı kurmak için harekete geçme zamanıdır; her ülkede benzer sınıfsal dinamikler farklı biçimlerde kendini gösteriyor. Bu hat somutlaştıkça emekçi sınıfların birliği güç kazanacaktır.