Emek ve Özgürlük Cephesi’nden dayanışma mesajı: Filistinli emekçilere
Emek ve Özgürlük Cephesi (EÖC) olarak, İsrail’in Filistin üzerindeki işgalini, Gazze’de süren abluka ve bombardımanı, Batı Şeria’daki askerî baskıyı ve sivil halka yönelik şiddeti açıkça kınıyoruz. Filistinli emekçilere dayanışmamız; insani yardımı, hukuki sorumluluğu ve uluslararası işçi dayanışmasını birleştirir.
Bu mesajın odağı, çalışma hayatı ve yaşamı zorla kesintiye uğratılan Filistinli işçilerdir. Sağlık çalışanları, öğretmenler, tarım emekçileri, inşaat işçileri ve kamu hizmetlerinde görev alanlar; bombardıman, yıkım, zorla yerinden etme ve hareket kısıtlamalarıyla karşılaşıyor. Bu mücadele, insani bir krizin yanında emeğin korunmasını ve barış içinde çalışma talebini de ifade eder.
Dayanışmanın siyasi anlamı
Dayanışma, sınırları aşan bir işçi dayanışması meselesidir. Dünyanın farklı yerlerinde ücret, güvenlik, sendikal özgürlüğü ve insani onur için mücadele eden emekçiler, ortak düşmanın emeğin örgütlenmesini engellediğini görür. Filistin’deki işgal ve sivil halka yönelik katliam da emeğin üzerine kurulan düzeni sürdürür. Destek çağrısı bu nedenle barış çağrısıyla aynı siyasi hatta durur.
Avrupa’daki anti-faşist, sosyalist ve devrimci ağlar bu hat için ortak çalışma alanı oluşturabilir. Seminerler, kitap okuma grupları, işçi forumları ve kültürel etkinlikler, dayanışmayı duyulan bir sözden sahiplenilen ilişkiye dönüştürür. EÖC’nin Avrupa’daki etkinlik ve yayınlarını Avrupa çalışmalarımız sayfasından izleyebilirsiniz.
İşgal altında emek ve yaşam
Gazze’de yıkılan hastane, okul, konut ve altyapı, üretim ve yaşam olanaklarını da ortadan kaldırıyor. İnşaat, sağlık, tarım, ulaşım ve atölyelerde çalışan emekçiler iş araçlarını kaybediyor; uzun süreli bombalama ve yoksunluk aile bütçelerini emek üzerinden yürütmek zorunda bırakıyor.
Zorla yerinden edilen aileler barınma, su, elektrik, ulaşım ve iş bulma sorunlarıyla boğuşuyor. Yıkılan sağlık hizmetleri ve dağılan üretim ilişkileri toplumsal hayatı sürdürülemez hâle getiriyor. Batı Şeria’da askerî işgal, hareket kısıtlamaları, yıkım ve zorla tahliyeler de benzer yükler yaratıyor. Bu koşullarda kadın emekçilerin, gençlerin ve engelli işçilerin sesini öne çıkarmak gerekiyor.
Avrupa’da sorumluluğu görünür kılmak
Avrupa’da askerî şiddet ve işgal dışında kalmak, zulm karşısında tarafsızlık değildir. Avrupa devletlerinin silah ihracatı, güvenlik politikaları ve diplomatik himayesi savaşın sürmesine katkıda bulunabilir. Sendika, akademi ve sivil toplum kurumları derhal ateşkes, işgalin sona ermesi, sivil altyapının korunması, işçi haklarının güvence altına alınması ve savaş suçlarının bağımsız araştırılması için ortak talep yükseltmelidir.
Emek ve Özgürlük Cephesi, uluslararası işçi dayanışmasını militarizme ve faşist yükselişe karşı ortak bir hat olarak savunuyor. Geçmiş yılın 1 Mayıs çağrısında emek, özgürlük ve barış taleplerini birlikte dile getirmiştik; 1 Mayıs bildirimiz bu tutarlı çizginin devamıdır. Dayanışma, seçici bir kampanya değil; çalışan sınıfların birlikte karar verme pratiğidir.
Sendika, gençlik ve çevrimiçi alan
Sendika ve işyeri örgütleri bu dayanışmayı kendi gündemlerine taşımalıdır. Ortak açıklamalar, işyerlerinde dayanışma panoları, iş durdurma saatleri, yardım fonları ve işçi eğitimleri, siyasi iradenin görünür izlerini bırakır. Filistin’deki sağlık, gıda ve barınma ihtiyacına yönelik destek, güvenilir yerel ağlarla ortak planlanmalı ve şeffaf yürütülmelidir.
Çevrimiçi alan, örgütlenmenin uzantısıdır. Bilgi paylaşımıyla eylem arasındaki bağı güçlendirmek için dijital paylaşım bağlantısı çalışma grupları arasında dolaşıma sokulabilir. Gençlik örgütleri, hukukçular, sanatçılar, araştırmacılar ve mülteci dayanışma ağları da ortak program üretmeli; her meslek, işçi dayanışmasının taleplerini kendi alanından savunmalıdır.
Dayanışmayı gündelik hayata dönüştürmek
Dayanışmayı etkili kılmak için talepleri somut adımlara dönüştürmek gerekir. Avrupa’da şu öncelikler üzerinden ortak çalışma yürütülebilir:
- Sendika, işveren ve belediyelere yazılı isteklerle ulaşın; ateşkes, işgalin sona ermesi ve sivil altyapının korunmasını talep edin.
- Silah ve askerî ürün üreticilerinden, kamu ve özel sektör kurumlarından işgale katkı sunan işbirliğini açıklamalarını ve bağımsız denetim talep edin.
- Güvenilir işçi ağları aracılığıyla tıbbi yardım, gıda ve barınma desteği sağlayın; aktarım yapılan kurumları şeffafça paylaşın.
- Mülteci ve göçmen hakları savunucularıyla dayanışarak barınma, hukuki yardım ve dil desteği sunun; ayrımcılığa karşı ortak bir hat kurun.
- Üniversite, kültür kurumu ve belediyelerin kaynaklarının savaş ve işgalle ilişkisini sorgulayın; panel, etkinlik ve kamuoyu kampanyalarıyla talepleri gündemde tutun.
Bu adımların ölçütü, sorumluluğu ortaklaştırmak ve dayanışmayı kalıcı örgütlemektir. Tekil kampanyaların yanında sendikalar, mahalleler ve işyerleri arasında düzenli bağlar kurmak, zulme karşı ortak refleksi güçlendirir.
| Dayanışma alanı | Temel hedef | Somut uygulama |
|---|---|---|
| Acil insani destek | Temel ihtiyaçların karşılanması | Güvenilir işçi ağları, tıbbi yardım ve şeffaf fon |
| İşçi hakları | Çalışma, sendikal özgürlüğü ve güvenliğin korunması | Ortak talepler, işyeri eylemleri ve eğitimler |
| Hesap verebilirlik | Savaş suçlarının bağımsız incelenmesi | Belgeleme, hukuki destek ve kamuoyu baskısı |
| Uluslararası örgütlenme | Dayanışmanın yerel ve küresel ölçekte güçlenmesi | Ortak etkinlikler, ağlar ve kararlı işbirliği |
Bu çağrıya katılmak isteyenler, bulundukları kentte sendika, gençlik, hukuk ve kültür alanlarından kişilerle ortak bir çalışma grubu kurabilir. EÖC’nin Avrupa girişimine katılarak etkinliklere, yayınlara ve dayanışma faaliyetlerine dâhil olabilirsiniz. Örgütlenme, bireysel sempatiden daha kalıcıdır.
Filistinli emekçilerin dayanışmasını işyerinizden, mahallenizden ve üniversitenizden başlatın: ortak talebi görünür kılın, yardımı doğru kanallara ulaştırın, savaş karşıtı etkinliklere katılın ve çalışma gruplarınızı çevre kurumlarıyla eşleştirin. Avrupa sokakları, zulme karşı ortak eylemin güçlü bir alanı olabilir.